
Geçenlerde yayınlanan, Apple’ın iş yapma modelini anlatan, Mike Elgan tarafından yazılmış yazının bazı bölümleri şöyle:
Apple’ın sattığı herşey kendi ürünüdür. Yani siz Mac de alsanız, iPhone da alsanız, Apple’ın süzgecinden geçmiştir. iTunes daki şarkılar da dahil olmak üzere. Bu yüzden Apple donanımları yazılımları kadar, şarkıları ve uygulamaları bile Apple ürünüdür. Bu sadece Apple tecrübesini yaşamak isteyen kullanıcıların kullandığı yöntemlerden biridir. Bu yüzden bir programcı size, Apple’in programcılıktan anlamadığını AppStore’da kendi işini baltaladığını söylerse durun ve düşünün. Ya Apple bu programcıları kendisinin bir çalışanı gibi düşünüyorsa? Ekosistemini büyütmek geliştirmek için işe aldığı para ödediği çalışanlar. O zaman birini reddetmesi, belki başka tarafta bu proeje için çalışna bir diğer çalışanın varolduğundan dolayıdır. Ya Apple, bununla “Sevgili Programcı! Gittiğin yol yanlış. Zamanını boşa harcama. Bana da para kaybettirme.” der gibiyse? O zaman Apple’ın tüm bu yaptığı saçma reddedişler belki anlam kazanır. Maaşvereniniz, maaşınızı onun kurallarına göre oynadığınız sürece ve para kazandırdığınız sürece öder. [Apple Chronicles Not: Başka işverenler yok mu? Var. Ama kendinizi kandırmayın. Apple programcısıyım demenin hazzını bunlar yaşatamaz. Kendinizi başka hangi marka bu kadar "cool" hissettirebilir ki?"]
Bir örnek: Geçenlerde Apple’ın avukatları bir uygulama geliştiricsini arayıp, programının adını değiştirmesini istediler. Uygulamanın adı iPodRip. Firmanın sahibi Jobs’a bir mail yazarak, okulu Apple için bıraktığını tüm hayatını Apple’a adadığını birçok kullanıcının programı bu adla bildiğini bildirdi ve yardımcı olmasını istedi. Jobs’un yanıtı: “Programının adını değiştir. Bu o kadar büyük bir mesele değil.” Yani hayatınızı adıyorsunuz ve azıcık iltimas istediğinizde Apple’ın yanıtı “sırayı bozma” oluyor.
Apple çok kaliteli ürün yapar ama yeni bir ürün çıkarınca bunu almanızı bekler. Elinizdekini satabilir ya da hediye edebilirsiniz. Ama geliştiremezsiniz. Bu da saçma değil mi? Ama ya bu ürünler “tek kullanımlık” ise. O zaman herşey mantıklı oluyor değil mi? Hey adamım! Yeni iPhone zaten çıktı, sen ise hala elindeki iPhone’un neden pili değiştirilemiyor diye soruyorsun!
—
Amazon Kindle’a atıfta bulunulduğunda, Steve Jobs insanlar artık okumuyor demişti. Çünkü Apple evreninde şu anda reader yoktur ve o yüzden insanlar okumuyordur. Ama Apple bir tablet çıkarsın, insanlar tekrar okumaya başlayacaktır. Apple satmadığı sürece, hiçbir şey yoktur, varolmamıştır.
Bir diğer anlam verilemeyen konu da Apple’ın pazara yaklaşımıdır.
Bir tarafta, Microsoft ile rekabet halinde, bir diğer tarafta HP gibi firmalarla rekabet halinde, bir diğer tarafta da Blackberry ve Nokia ile rekabet halinde. Ya da biz öyle sanıyoruz.
Microsoft’a bakalım: Her alanda yazılımları var her alanda bir rekabet içerisindeler. Gün geçmiyor ki, bir sektörde de Microsoft’un çözümü olduğunu öğrenmeyelim.
HP ye bakalım: Uçtan uca her tarafta donanım üretmişler. Telefonları var, PC leri, envai çeşit sunucuları var. Hatta network switchleri, iletişim yazılımları ve şu anda sayamayacağımız bir dünya çözümleri var. Mark Hurd’ün [HP CEO'su] kendisi bile HP’nin sunduğu çözümlerin %30′unu sayamaz. Ama bu onun demeç vermesini engellemez değil mi? Bunlar dünyayı excel tabloları ızgaraları aralarından görürler. [Şirketin genelinden, sunduklarından haberi olmayan, bu şekilde Excel müdürleri ülkemizde de çok fazla. Yapılan açıklamalardan bunu anlamanız çok kolaydır. "Sürdürülebilir büyüme, karlılık artışı, pazarı yakalamak, rekabette geri kalmamak gibi kelimeler size bu konuda yardımcı olacaktır.]
Google’a bakalım. Google’a göre herşey İnternet üzerinden sunulan servislere indirgenebilir.
Tüm bu firmaların tek ortak noktası, öncelikle pazarı domine eden firma olmak istemeleri. Her alanda çözüm sunuyorlarsa, bu yüzden. Kanıt mı istiyorsunuz? Pazarda kaçıncı olduğuna değil, birden populer olan pazara kaç yılında girdiğine bakın.
Apple’a bakalım. Biraz orada biraz burada. Sanki, cerrahi bir müdahele. Neşter operasyonu. Başkalarının çözemedikleri problemleri çözebildikleri pazardalar. İşte bu tüm olayı anlamanızı sağlar. İşte bu neden müzik işine girdiğini, işte bu neden cep telefonu işine girdiği, işte bu neden büyük kurumlarla ilgilenmediği sorusunu cevaplamanızı sağlar. Apple, girdiği pazarda dünyayı değiştirir. Ama, büyük kurum uzayına bakınca, kullanıcıları duygusal olarak etkileyecek tasarım problemleri görmüyordur. E neden uğraşsın ki?
Apple’ın pazar seçimi ancak bu şekilde anlam kazanır. Onlar erişilebilir hedefi kullanıcı alışkanlıklarını değiştirmek olan pazarlarda sadece daha iyi ürün tasarlamak ve satmak istiyorlardır. Tabi ki iş başarısı harika bir şeydir, ama kendi istediğini kendi tarzında yaparak.
Steve Jobs geçenlerde Yılın değil, Son 10 yılın CEO’su seçildi. Tabi ki Jobs’un bu hoşuna gitmiştir. Ama sizce hangisi daha hoşuna giderdi? Henry Ford ile mi anılmak, Mozart ya da Da Vinci ile mi anılmak? Bizce o büyük imparatorlukların mimarı değil, güzel şeylerin mimarı olarak görülmek istiyor.
Ya peki siz? Siz, ne şekilde görülmek istiyorsunuz?